Oktay Özdemir: Emre Bey, Almanya’ya geliş süreciniz yaklaşık bir yılı buldu. Bu uzun bekleyiş size neler hissettirdi?
Emre Bey: Evet, bir seneden fazla sürdü. Türkiye’deyken sürecin neden bu kadar yavaş işlediğine dair çok sabırsızlandığımız zamanlar oldu. Ancak buraya gelip işlerin yoğunluğunu birebir görünce, aslında ne kadar sabırsız davrandığımı ve bizim de biraz hatamız olduğunu anladım.
Oktay Özdemir: Süreç uzayınca vize aldığınız firma kontenjanını doldurduğunu belirtti. Şimdi sizi nasıl bir yol haritası bekliyor?
Emre Bey: Firma, uzun bekleme süresinden dolayı kontenjanın dolduğunu ama vize veya oturum iptali talebinde bulunmayacağını söyledi. Başka bir firmaya geçmemiz için bize kolaylık sağlayacaklarını ifade ettiler. Şimdi yeni firmalarla görüşüp işveren değişikliği talebinde bulunacağız.
Oktay Özdemir: Türkiye’deki mesleki tecrübeniz nedir? Sizi hangi alanda istihdam etmeliyiz?
Emre Bey: Türkiye’de son olarak bir kargo firmasında lojistik alanında çalışıyordum. Paketlerin ayrıştırılması, sevkiyatı, adreslere sevki, istiflenmesi ve ekibin yönetilmesi gibi depolama ve lojistik organizasyonunda tecrübem var.
Oktay Özdemir: Peki, Türkiye’de bir işiniz ve düzeniniz varken sizi 40 yaşında Almanya’ya getiren asıl sebep neydi?
Emre Bey: En başta oğlumun geleceği için güzel bir temel kurabilmek. Türkiye’deki ekonomik koşullar, yaşam şartları, adaletsizlik ve hem kendimiz hem de çocuğumuz için duyduğumuz gelecek kaygısı bizi bir çıkış yolu aramaya itti. Mutsuzluk en büyük problemimizdi.
Oktay Özdemir: Mehmet, sen ilk kez yurt dışına çıkıyorsun. Seni buralara getiren motivasyon nedir?
Mehmet Emre: Açıkçası beni buraya getiren ana sebep eğitim hayatım ve buradaki yaşam koşulları. Ayrıca Türkiye’de kendi çapımda basketbolla uğraşıyordum, burada da bu hevesimi devam ettirmek istiyorum.
Oktay Özdemir: Almanca konusunda bir hazırlığın oldu mu?
Mehmet Emre: Yalan söylemeyeyim, pek bakmadım. Ama hedefim üç ay içinde öğrenip babama tercümanlık yapmaya başlamak.
Oktay Özdemir: Almanya’daki eğitim sistemi ve uyum süreci hakkında endişeleriniz var mı?
Emre Bey: Hem heyecanlıyız hem de açıkçası adapte olup olamayacağımız konusunda biraz korkuyoruz.
Oktay Özdemir: İçiniz rahat olsun. Çocuklar burada önce entegrasyon sınıflarında dil öğreniyor, sonra yavaş yavaş normal derslere katılıyorlar. Türkiye’deki gibi sürekli test çözme yarışı yok; çocuklar her şeyi okulda bitiriyor ve eve geldiklerinde kendilerine vakit ayırabiliyorlar.