Röportaj: Bir Göç Hikayesi

Bekleyişin Ardındaki Gerçekler ve Almanya’da Yeni Bir Başlangıç

Yazar: Anita N.
almanya-da-calismak
Almanya’da çalışmak, yeni bir kariyere adım atmak, sadece bir uçak biletinden ibaret değil; ardında aylar süren bir hazırlık, ciddi bir evrak trafiği ve en önemlisi büyük bir sabır sınavı barındırıyor. Oktay Özdemir ile “Bir Çay İçimi” programının bu haftaki konuğu, Türkiye’deki “bekleyiş” stresinden Almanya’daki “huzura” geçiş hikayesini tüm şeffaflığıyla paylaşan Yiğit Bey oldu.

Oktay Özdemir: Merhabalar. Bir yayınımıza daha hoş geldiniz. “Bir Çay İçimi” programımızdan sizleri saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Ne diyorduk? “Geleydiniz bir çay içimi, siz çay dökerdiniz ben de içerimi.” Bugün yine değerli bir dostumuz, Almanya’da iş hayatına atılmak üzere aramıza katılan profesyonel bir isim konuğumuz: Yiğit Bey. Hoş geldin Yiğit, nasılsın?

Yiğit Bey: Teşekkür ederim Oktay abi, hoş buldum. İyiyim, sağ ol.

Oktay Özdemir: Yiğit, senin sürecin yaklaşık bir yıl sürdü. Bu süreçte neler yaşandı? Türkiye’deki bir insanın psikolojisi bu bekleyişte nasıl oluyor? Biz burada arka planda evrak topluyoruz, avukatlarla, firmalarla kariyer planlaması yapıyoruz ama Türkiye’den bakınca durum nasıl görünüyor?

Yiğit Bey: Doğruyu söylemek gerekirse, bizzat gelip buradaki çalışma ortamını görene kadar tam bir alev gibiydim; volkan gibi patlıyordum. Haftada iki-üç defa arayıp “İşlemim ne oldu? Neden dönüş olmuyor?” diye soruyordum. Hatta bir ara o kadar agresifleşmiştim ki konuşmalarımız argoya kadar gitmişti. Çünkü Türkiye’den bakınca buradaki mutfağı, o yoğun çabayı göremiyorduk. Sadece bekliyor olmak insanı yıpratıyor.

Oktay Özdemir: Peki, Almanya’ya gelip ofise girdiğinde ne hissettin? O algı nasıl değişti?

Yiğit Bey: Buraya gelip yaklaşık bir hafta seninle takılınca her şeye bizzat şahit oldum. İçeride yaklaşık 40-45 kişilik dev bir kadronun canla başla çalıştığını gördüm. Biri evrak koşturuyor, biri telefonda, diğeri başka bir işlemle ilgileniyor. Bunu kendi gözlerimle görünce “Tamam kardeşim, doğru yerdeyim” dedim. Biz orada beklerken aslında burada işlemlerimiz harıl harıl yürüyormuş. Almanya’da bürokrasi gerçekten ağır işliyor; eğer bu süreç sadece Alternatif Craft’ın elinde olsaydı 15-20 günde biterdi.

Oktay Özdemir: Geldikten sonra neler yaptın? Süreç nasıl ilerledi?

Yiğit Bey: Buraya geleli ortalama 25-26 gün oldu. İlk geldiğimde Duisburg bölgesindeydim. İş bulunduktan sonra hemen Köln’e geçtik. Bu kısa sürede ikamet kaydı (Anmeldung), banka hesabı açılması ve sağlık sigortası gibi işlemlerin hepsini hallettik. Türkiye’deki o uzun bekleyişten sonra, buraya geldikten sonra her şeyin ne kadar hızlı ilerlediğine şaşırdım. Bir ay dolmadan işime dahi başladım; yaklaşık 10-15 gündür de fiilen çalışıyorum. Kendimi bir kelebek gibi uçuyor gibi hissediyorum.

 

Oktay Özdemir: Köln’ü nasıl buldun? Türkiye ile kıyasladığında sokaktaki o “his” nasıl?

Yiğit Bey: Oktay abi, samimi söylüyorum; Almanya’ya adım attığım anda Türkiye’yi unuttum. İnsanların yaklaşımı, ilgisi çok ayrı bir dünya. Köln zaten bambaşka bir yer; hatta geçenlerde Dom Katedrali civarını gezdim, muhteşemdi.

Psikolojik farka gelecek olursak; ben 2017-2022 yılları arasında profesyonel boksörlük yaptım. Türkiye’de sokakta yürürken, otobüse binerken her an bir tartışma çıkacakmış gibi “tetikte” olma moduna sahiptik. Ama bir aydır buradayım, daha kimsenin birbirine bağırdığını görmedim.

Oktay Özdemir: O güven hissini somut bir örnekle anlatabilir misin?

Yiğit Bey: Geçen hafta karnaval vardı. O kalabalıkta bir kişi bile birbirine yan bakmadı, laf atmadı; herkes birbirine saygılıydı. Gecenin saat 2’sinde dışarı çıkıyorum; tek başına ormandan çıkan veya yolda yürüyen kadınları görünce “Doğru yere gelmişim” diyorum. Türkiye’de erkek başımıza bile gece yürürken “Bir şey olur mu?” diye düşünürken, buradaki bu huzur ve saygı kültürü gerçekten çok farklı. Bu Avrupa’yı yüceltmek için değil, yaşadığım bir gerçek.

Oktay Özdemir: Yiğit, samimiyetin için çok teşekkür ederim. Biz de ülkemizin daha güzel, daha yaşanır hale gelmesini her zaman temenni ediyoruz. Doğasıyla cennet gibi bir ülkemiz var. Ama kariyer yolculuğunda Almanya sana yeni bir kapı açtı.

Yiğit Bey: Ben teşekkür ederim abi. Paranın karşılığı bir yana, insan gibi karşılanmak ve o samimiyeti görmek benim için her şeyden önemliydi. Başta seninle biraz bozuşmuş olsak da içeride personelinle helalleştik, hepsi çok kıymetli insanlar. Her şey muhteşem ilerliyor.

Oktay Özdemir: O zaman ne diyoruz? Gelsin çaylar, biz içimizi dökmeye devam edelim. Yiğit Bey’e tekrar hoş geldin diyoruz. Bir sonraki misafirimizle görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Geleydiniz bir çay içimi, siz çay dökerdiniz ben de içerim!


Bu Yolculuğun Tamamını İzlemek İster misiniz?

Daha Fazlası